İnfodemi

Bugünlerde gündemimizde tek bir konu var, koronavirüs. Bazen bir şeyden kaçmak istersiniz, onu duymak, onunla ilgili konuşmak istemezsiniz, bunun için uzaklara doğru koşmanız gerekir. Şu an kaçacak bir yerimiz yok, evde kalan kişilerin çoğunluğunun dünyaya açılan tek penceresi internet, ben de kaçamadım ve koronavirüs sürecinin bize getirdiklerini ve götürdüklerini yazmaya başladım.

İlk konu, infodemi.

Koronavirüs kadar hızlı yayılan bir şey daha var, viral yalanlar. Bu yalan bilgiler kişiden kişiye o kadar hızlı yayılıyor ki koronavirüs kadar büyük bir toplumsal soruna yol açıyor. Sosyal medyada, televizyonda ve kulaktan kulağa (bugünlerde balkondan balkona) yayılan bu asılsız bilgilerin oluşturduğu “yalan bilgi salgını”na infodemi diyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus 5 temel alanda yoğun şekilde çalıştıklarını ifade ediyor.

Bunlar:

  • Ülkelerin hazırlanmasına ve yanıt vermesine destek olmak
  • Doğru bilgi sağlamak ve infodemi ile mücadele
  • Sağlık çalışanları için tıbbi malzeme temini
  • Sağlık çalışanlarının eğitilmesi ve harekete geçirilmesi
  • Ar-Ge’yi Hızlandırmak

Bu yazıda yalan bilginin virüs kadar ölümcül olduğundan bahsedeceğim.

Steve Jobs, dünyanın ilham aldığı sıradışı bir isim. Apple çalışmalarındaki sıradışı öngörülerini kanser tedavisinde de kullanmaya çalışması belki de hayatını kaybetmesindeki en büyük sebeplerin başında geliyor. Sağlık profesyonellerinin sundukları tedavileri reddeden ve profesyonel bir destek almadan kendi inandığı doğruların peşinde bir alternatif tedavi süreci deneyen Jobs kanserin en önemli 9 ayını bu deney uğruna maalesef harcadı. Bunun sebebi yanlış bilgiydi, Jobs oradaki tedavilerin kendisine iyi geleceğine inanıyordu, çünkü araştırıp bulduğu bilgiler ona bunu söylüyordu.

İnfodemi yüzünden insanlar dikkat etmeleri gereken temel şeylerden uzaklaşıyorlar ve iletişim kanallarının onlara sundukları gündemlere hapsoluyorlar. Bu da DSÖ Genel Direktörünün dediği gibi süreci daha zor bir hale getiriyor.

Bugünlerde evde oturmanın ne kadar önemli olduğundan bahsediliyor. Sevdiğim bir sözü sizinle paylaşacağım:

“Oturarak başarıya ulaşan tek varlık tavuktur.”

Bugünlerde başarıya ulaşmak için oturmamız gerekiyor fakat bir konu daha var, o da kaynağından emin olmadığınız bilgileri paylaşmamak! Asılsız bilgileri üreten iyi niyetli ve kötü niyetli kişiler var, bunları üretmek ne kadar büyük bir suçsa paylaşmak da bir o kadar büyük bir suç.

Korku ve panik koronavirüsten daha çok yayılıyor, nasıl ki virüsü bulaştırmamak için evde oturuyorsunuz aynı yöntemi bilgi paylaşımında da uygulayın, emin olmadan lütfen paylaşmayın.

Bir sonraki yazımda doğru bilgilere nasıl ulaşabileceğinizi ve yalan haberleri nasıl ayırabileceğinizi anlatacağım. Pandemi ne kadar tehlikeliyse infodemi de o kadar sağlığa zararlı, lütfen paylaştıklarınıza dikkat edin ve teyit edin.

Bu konu ile alakalı olduğunu düşündüğüm “Post-Truth” yazımı da buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yaklaşık 1 aydır evdeyiz, hepimiz birer “Issız adam” veya ıssız kadın olduk, size yalan söyleyebilirler inanmayın ve sadece resmi açıklamalara kulak verin. Tek yalan söylenen siz değilsiniz birisi daha var, o da Semiramis Pekkan.

İnfodemi ile ilgili yazdığım yazıdan sonra çeşitli medya organlarına değerlendirmelerde bulundum. Önce A Haber’de Banu El’in sunduğu bültenin konuğu oldum ve “yalan bilgi salgını” ile ilgili son gelişmeleri anlattım.

Yayınlarda herkesin arkasında kütüphane var, ben bunu protesto etmek için beyaz bir duvarın önünde konuşmayı tercih ettim. Kütüphanenin önünde konuşan herkes o kitapları okusaydı daha güzel bir dünyada yaşıyor olurduk.

A Haber yayını sonrası konu ile ilgili Anadolu Ajansı’na açıklamalarda bulundum. Ajans benim görüşlerimi manşetten verdiği gibi aynı zamanda da sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Bu vesileyle Anadolu Ajansı’nın 100. kuruluş yılını kutluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir