İçeriğe geç →

TOKSİK POZİTİFLİK

Last updated on 20/05/2021

Pollyana…

Bir edebiyat klasiği, Eleanor H. Porter tarafından yazılan bu çocuk edebiyatı eseri zamanla bir bakış açısı ile özdeşleşti, iyimserlik.

Buna, Pollyannacılık diyorlar.

Her olaya güzel açılardan bakan, kötü yönleri düşünmeyen, eli kırılınca “kafam da kırılabilirdi” diyen bir anlayış bu. Birisi kötü bir olayı pozitif şekilde yorumladığında “Pollyannacılık oynama” derler ama bir yandan da iyi düşünmeye ihtiyacımız var.

Bunlar geçecek, her şey düzelecek, kendini iyi hisset, kötü düşünme diye teskin eder insan kendini, etmelidir de. İyi düşünmek, iyidir fakat her şeyin fazlasının zararlı olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Ne olursa olsun her duruma iyi taraftan bakmak, kötü yönleri görmemek, görmek istememek, görmezden gelmek tehlikeli bir duruma dönüşebilir. Her zaman pozitif olmak zorunda değiliz, olumlu açıdan bakmalıyız ama bir yere kadar, bu pozitiflik bir süre sonra toksik bir duruma dönüşebilir.

İşte toksik pozitiflik burada başlıyor.

İyi düşündükçe ve her şeyi iyi gördükçe biriken sorunları görmezden gelmek bir süre sonra bu sorunların kalıcı hale gelmesine neden olabilir. Sorunlarımızla yüzleşmemiz gerekiyor, sorunları kafaya takmamak gerekiyor ama tamamen de görmezden gelemeyiz. Her an sorunu düşünmek bize bir şey kazandırmaz ama sakin kafayla oturup çözüm aramak da gerekiyor.

Toksik pozitiflik sadece kişinin kendi kendine olan teskinleri ile gerçekleşmez, gerçekten acı çeken birisine “iyi ol, hepsi geçecek” demek kolaydır fakat “kötünün kötüsü var, bak böyle kurtulmuşsun” diyerek olayı hafifletmek durumu daha kötü hale getirebilir.

Toksik pozitifler, yanlarında olumsuz düşünen insanları istemezler her zaman iyi ve olumlu olanı duymak isterler ya da tam tersi olumsuz düşünen insanların dertlerini önemsemeyerek her zaman her şeyin iyi olacağını düşünürler.

Çevremizi ve kendimizi devamlı olumlu düşünmeye yönlendirmeliyiz fakat gözlerimizi açmayı da unutmayalım. Tünelin ucunda gördüğümüz ışık her zaman tünelin diğer ucundaki gün ışığının parıltısı olmayabilir, karşıdan bir trenin gelebileceğini de unutmamak lazım.

Karşıdan gelen ışığın gözünüzü kamaştırmasına izin vermeyin…

Kategori: Psikoloji

2 Yorum

  1. Fatma inan Fatma inan

    Hayranlıkla okuyorum kendimi geliştirmeye çalışıyorum yazılarınızla ayakta durmaya çalışıyorum teşekkür ediyorum ama şunu da kabul ediyorum çok eksiğim var çok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir