Oyunlaştırma (60. Gün)

Oyunlaştırma, oyunlarda kullanılan rekabet unsurları ve ödüllendirme mekanizmalarının, gerçek hayattaki oyun dışı unsurlara dahil edilmesidir. Oyunlaştırma ile bu sıkıcı unsurlar kullanıcılar için daha cazip hale gelirler.

Oyunlaştırma yeni bir kavram değildir ama dijitalin yükselişi ile yeniden tanımlandığı ve etkileşime açık hale geldiği için yeniden güçlü şekilde gündeme geldi.

Bu teknik, var olan bir mecranın (uygulama, kampanya, web sitesi) marka sadakatini sağlamlaştırmak ve insanların daha fazla vakit harcamasını sağlamak için kullanılır. Oyunlaştırma tekniğini uygulamak için bir oyun üretilmez, var olan bir yapı kullanıcıları eğlendirsin ve ilgi çeksin diye oyunlaştırılır.

Daniel H. Pink, kaleme aldığı “Drive-Nasıl Motive Oluruz? Nasıl Motive Ederiz?” kitabında oyunlaştırmanın farkını açıklarken “İş, birinin yapmaya mecbur olduğudur. Oyun ise birinin yapmaya mecbur olmadığıdır” ifadelerini kullanıyor.

Oyunların 4 tane ana özelliği vardır.

  1. Başarı duygusu
  2. Eğlence
  3. Kontrollülük
  4. Rekabet

Bu 4 özelliği doğru şekilde kullanarak sıkıcı her işi oyunlaştırabilirsiniz.

Oyunlaştırma yapılırken, oyunlardaki gibi puan tabloları, rozetler ve seviye göstergeleri kullanılıyor. Bunun binlerce örneği internette mevcut, benim en başarılı bulduğum oyunlaştırma uygulaması, Foursquare isimli sosyal medya mecrasına ait. Yer bildirimi yaptıkça kazandığımız rozetler, aldığımız puanlar ve sıralamalar ile uzun bir süre nerede olduğumuzu anlık olarak bize bildirtmişti. Şimdi pek kullanılmasa da ilk çıktığında, bu oyunlaştırma tekniği ile hepimizi ele geçirmişti.

(Bu yazıda 201 kelime var) #100Gün100Kelime’de 60. gün sona erdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir