İnternet Nesli (i-Gen)

Dün Jean M. Twenge tarafından kaleme alınan Ben Nesli kitabı hakkında düşüncelerimi yazmıştım bugün de aynı yazarın i-Nesli kitabından bahsedeceğim. Bu kitap da diğeri gibi Amerika’daki gençlerin üzerinde yapılan çeşitli araştırmaların sonuçlarını ele alıyor ve özellikle 1995 sonrası doğan kişilerin dijital alışkanlıklarını yakından inceliyor.

Twenge, 1995 sonrası doğan kişilere i-Nesli (İnternet Nesli) diyor.

i-Nesli’nin internetsiz bir dünyanın nasıl olacağını hayal bile edemediğini söyleyen yazar aynı zamanda çevrimdışı ve yüz yüze yapılan arkadaşlıkların yerini çevrimiçi yani internet üzerinden yapılan arkadaşlıklara bıraktığını ifade ediyor. Bu çocukların çevrimdışı dünya ile ilgili pek fikirleri yok.

30 yaşındayım, çocukken plakla müzik dinledim, sonrasında Almanya’dan hediye gelen kasetçalar ile müzik dinledim, hatta istediğim şarkılara daha hızlı geçmek için kaseti kalemle sardım (çocuklarınız kurşun kalem ile kaset arasındaki ilişkiyi asla anlamayacak), walkman ile caddelerde müzik dinledim, bir ara tüm paramı Dost Kitapevi’nden aldığım CD’lere yatırdım ama mobil CD çalarlar çok pahalı olduğu için evdeki PlayStation’um ile dinledim, sonra bilgisayardan müzik dinlemeye başladım son olarak da internetten müzik dinledim. Şimdi bakınca görüyorum ki şu ömrümde müzik dinlemek için ne eziyetler çekmişim, kaç farklı analog cihaz kullanmışım ve mecra değiştirmişim.

Müzik, i-Nesli için sadece internetten dinlenen bir ses!

Youtube, Spotify haricinde bu çocuklar nereden müzik dinliyor, binlerce seçenekleri var, istemedikleri bir şarkıyı kapatıyorlar, 5 saniyelik reklamlar ile karşılaşmamak için de Premium (ücretli) üyelikler satın alıyorlar. İnternetsiz bir hayatı hayal edemeyen gençleri, elektrik ve su kesintileri ile büyümüş olan ailelerinin anlamasını bekleyemeyiz. İşte tam burada analog ve dijital nesil arasında bir çatışma ortamı oluşuyor.

İnternet nesli, yüz yüze konuşmak yerine internetten konuşmayı tercih ediyor, kendini yalnız hissediyor, ekrana bağımlı şekilde yaşıyor. İ-Nesli ekrana bakmadan kendini güçsüz ve çaresiz hissediyor, şarjı azken özgüveni diplerde geziyor.

Biz doğduktan sonra hayatımıza giren şeylere teknoloji diyoruz, gün geçtikçe teknolojiye daha fazla vakit ayırıyoruz. Atari oynarken adaptör ısındığında oyun biterdi, şimdi çocuklar sınırsız internetleri ile sınırsız bir bilgi kaynağının içindeler, eskisi  gibi elektrik de kesilmiyor! Doğum yılı, günümüze yaklaştıkça çocukların teknolojik ürünler, özellikle ekranlar ile geçirdikleri zaman kat-la-na-rak artıyor.

Ekranlar yani sanal dünya ile olan ilişki artıyorken gün gelecek ekranlar yetmeyecek ve sanal gerçeklik ile dünyadan tamamen kopup orada kendilerine ait bir dünya kurmak isteyecekler. Bugün gördüğünüz Instagram profilleri bu dünyanın ilkel halleri, herkes Instagram’da olmak istediği hayatı yaşıyor.

Yazımın sonuna gelmişken belirtmeden geçemeyeceğim, elbette tüm 1995 sonrası doğanlar aynı şeyleri yaşamıyor ama bunları yaşamaları için tüm dünya seferber olmuş durumda ve çocuklar istemeseler bile artık bundan korunmaları çok zor! Kitabın 1995 sonrası doğan kişileri genellemesi ve aynı kefeye koyması hoşuma gitmedi.

İnternet neslinden bahsettik, peki 1995 sonrası doğan çocukları ve onların çocuklarını neler bekliyor? Yarın Jean Baudrillard ve hiper gerçeklik (HiperRealite) kavramını yazmayı planlıyorum, görüşmek üzere…

* * * * * *

Yazılarımı Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn ve WhatsApp hesaplarımda paylaşacağım. Yazılarımı paylaşabilirsiniz ve sosyal medya hesaplarımı (Tüm mecralarda @TolgaAkkusCom) takip edebilirsiniz. Böylece daha fazla kişiye ulaşabilirim 🙂

https://twitter.com/tolgaakkuscom

https://instagram.com/tolgaakkuscom

https://linkedin.com/in/TolgaAkkusCom

https://www.facebook.com/SelamBenTolga

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir