Goldilocks Prensibi (79. Gün)

Bugün size bir masal anlatacağım, Türkiye’de pek bilinmese de Avrupa’da popüler bir masal. Masalın adı “Goldilocks ve üç ayı”

Ormanda yaşayan üç kişilik bir ayı ailesi var. Anne ayı yaptığı çorbaları tabaklara doldurur ve çorbalar soğuyana kadar ailecek dışarı çıkarlar. O sırada dışarda gezen minik kız Goldilocks evi görünce içeri girer ve çorbalara ile karşılaşır. Önce büyük tabaktaki baba ayının çorbasına bakar ama ağzı yanar, sonra orta tabaktaki anne ayının çorbasına bakar yine ağzı yanar, en son küçük tabaktakini içer, küçük çorba her şeyi ile tam Goldilocks’a göredir. Sonra şöminenin başındaki 3 sandalyeyi görür onda da en küçüğünü seçer ve oturur ama sandalya kırılır. En son uyumaya karar verir, 3 yatağı denedikten sonra küçük yatağa yatar ve uyuyakalır. Ayılar eve gelir, Goldilocks’un yaptıklarını görürler sonra kız ile karşılaşırlar ve Goldilocks evden hızla kaçar.

Bu masal bizim kültürümüze pek uymuyor. Tanımadığın eve girip bir şeyler kırmak ve izinsiz çorba içmek bizim çocuklara anlatacağımız bir hikaye değil ama masaldaki Goldilocks karakterinin adı bir çok alanda önemli bir terim haline geldi.

Masaldaki Goldilocks astrobiyolojide, insanlığın diğer canlı türleri ile göç edip yerleşebileceği ve yaşam istasyonları kurabileceği “Yaşanabilir Bölgeler” anlamında kullanılıyor. Masaldaki Goldilocks’un yaşanabilir bölgesi çocuğun eşyalarından ibaret.

Çocuk gelişiminde çocukların davranışları tanımlanırken Goldilocks prensibinden faydalanılır. Çocuklar ve bebekler ne çok zor ne de çok kolay eylemler yapmalıdırlar, yaptıkları eylem onları sınırlarının yettiği kadar zorlamalı ve gelişimi hızlandırmalıdır. Eczacılıkta, ekonomide birçok yerde kullanılır bu prensip.

Çok güçlü rakiplerle oynarsak oyuna bir şey katamayız, çok güçsüz rakiplerle oynarken de oyun bizim oynadıklarımızdan ibaret olur. Motive bir şekilde ilerleyebilmek için kendimize Goldilocks prensibine uygun rakipler bulmamız gerekiyor.

Rekabet içinde olmalıyız ama kendimize imkansız hedefler de koymamalıyız. Kolay hedefler ile imkansız hedefler arasındaki o bölgeyi iyi bulmamız gerekiyor. Önemli olan hızlı yürümek değil doğru hedefe doğru yürümektir.

Bir çocuk masalı bile dünyaya bu kadar büyük etkiler bırakırken kendi potansiyelinizi küçümsemeyin ama kendinizi altından çıkamayacağınız dağların altına da sokmayın.

(Bu yazıda 311 kelime var) #100Gün100Kelime’de 79. gün sona erdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir