Dijital Karanlık Çağ

Kağıdın icadından beri insanlık verilerini saklama konusunda sorun yaşıyor. Kolaylıkla yanan, parçalanan veya zamanla formunu yitiren kağıt ve mürekkep kendisinden önce kullanılan tarih aktarım araçları ile yarışamaz haldeydi. Taşa yazılan yazılar ve nesiller boyu aktarılan piramitlerden sonra kağıt dayanıksız bir depolama aracıydı.

Bugün veri saklamak için kullanılan en büyük yöntemlerin başında bulut sistemler geliyor. Buluttaki bir bilgi 200 yıl sonra ulaşabileceğimiz bir formatta mı olacak acaba, sanmıyorum. Bulutlara attığımız dijital bilgilerin korunacağını iyimser bir şekilde düşündük diyelim peki analog kasetler, CD’ler nasıl buluta aktarılacak, hepsi taşınamayacak. Evinizde kaset çalar var mı, benim yok. Evde 20 sene önce aldığım kasetler var ama çalacak bir alet yok, bir hard diskin kablosu olmasa bilgisayara takıp açamıyorsunuz.

Piramitlerdeki yazılar günümüzde hala okunabiliyor peki evdeki CD’nizi nasıl 20 sene sonra okuyacaksınız? Daha vahim bir şey söyleyeyim, benim evimde CD okuyacak bir cihazım da yok, kullandığım MacBook Air’de CD girişi de yok. Haydi 30 sene sonra bir CD sürücü bulduk diyelim peki CD’yi 30 sene boyunca sağlam saklayabilecek miyiz? Hayır!

Binlerce yıl önce yazılmış bir belgeyi okuyabilirsiniz ama elinizde doğru program yoksa 20 sene önce yazılmış bir dosyayı açamazsınız.

İnternetin babası olarak anılan Vint Cerf gelecek yıllara bugün ürettiğimiz verileri taşıyamayacağımızı ve “dijital karanlık çağ” adı verilen bir döneme gireceğimizi söylüyor. Telefonunuzdaki fotoğraflar silinse belki de 2 yıllık geçmişiniz ve anılarınız yok olacak! Siz o fotoğrafları ve videoları çekmek için en güzel anlarınızda olayı izlemek yerine telefona sarılmıştınız ve olayı telefondan video çekerken ekrandan izlemiştiniz. O kadar çok şey çekmiştiniz ki geriye dönüp bakacak fırsatınız olmamıştı çünkü o an başka bir ilginç şey çekiyordunuz! Hepsi bir anda gitti, 30 sene sonra geriye döndüğünüzde artık o 2 yıla ait bir hatıranız kalmayacak.

Depoladığımız veriler format durumları veya diğer teknik durumlardan kaynakla geleceğe aktarılamayacak. Elinizde 8mm kamera kaydı var diyelim, bunu Türkiye’de kaç yerde banyo yaptırıp dijitale çevireceksiniz ve bunun ne kadar maliyetli olduğunu görünce bunu yapacak mısınız? Sanmıyorum.

Verilerimizi kaydettiğimiz bulutların sağlıklı çalışması için devamlı bakım yapılması ve para harcanması gerekiyor, enerji maliyetini söylemiyorum bile. Kültürel mirasımızı ileriye taşımak için para harcamamız lazım yoksa silinecek!

Instagram’a sınırsız içerik yüklüyoruz, Youtube kanallarında video sınırı var ama yeni bir kanal ile yola devam edebiliyoruz. Evde hard diskimize sığmayan videoları internette saklıyoruz ve para isteyen yok. Siz bunun sonsuza kadar böyle gideceğini mi düşünüyorsunuz.

İşte bu saydığım karamsar ama gerçek tablo bizi dijital karanlık çağ denilen döneme doğru yaklaştırıyor. Yazılarımı oldukça kısa tutmaya çalışıyorum, yazdığım konuları merak ederseniz açın biraz araştırın derim 🙂

Bugün de okuduğunuz için teşekkür ederim, her gün düzenli takip eden okuyuculara özel bir gizli bir Instagram açsam ve haftanın özetini oradan canlı yayın ile anlatsam fena olmaz diye düşünüyorum. Siz de öyle düşünüyorsanız bana yazın ve başlayalım.

* * * * * *

Yazılarımı Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn ve WhatsApp hesaplarımda paylaşacağım. Yazılarımı paylaşabilirsiniz ve sosyal medya hesaplarımı (Tüm mecralarda @TolgaAkkusCom) takip edebilirsiniz. Böylece daha fazla kişiye ulaşabilirim 🙂

https://twitter.com/tolgaakkuscom

https://instagram.com/tolgaakkuscom

https://linkedin.com/in/TolgaAkkusCom

https://www.facebook.com/SelamBenTolga

“Dijital Karanlık Çağ” hakkında 1 yorum

  1. Gıyaseddin Karatepe

    Selamlar Tolga Bey, djital teknolojinin insan ve toplum yaşamımızdaki olumlu ya da olumsuz etkileri ile gelecek perspektifimize dair aydınlatıcı ve ufuk açıcı kısa ve özlü yazılarınızı her sabah heyecanla bekliyorum. Kalbinize ve kaleminize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir