Algoritma ve Demokrasi (8. Gün)

Algoritma, bir sorunu çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yoldur. Günlük hayatımızda bir işi yaparken daha kolay çözmek için aşama aşama planlarız, dijital dünyada bu planlar algoritmaların üzerine kurulur.

Dijital bir işlemin başlangıçtan bitişe hangi aşamalardan geçeceğini kademeler halinde tanımlar. Önce çözülecek problemin iyice anlaşılması gerekir sonrasında en az kademe ile kısa sürede sorunun çözümüne giden yol belirlenir.

Bugün neredeyse kullandığımız tüm teknolojik cihazlar algoritma sayesinde isteklerimize karşılık veriyor. FİFA oynarken, cep telefonu kullanırken, Google’da arama yaparken, Facebook hesabımızda gezerken hep algoritmanın tercihleri ile karşı karşıya kalıyoruz.

Algoritmayı basit bir örnekle anlatacağım.
Çay demlemenin algoritması:

  • Başla
  • Demlik, çay ve suyu al
  • Demliğin altına su koy
  • Demliği ocağa koy
  • Ocağın altını yak
  • Su kaynayana kadar bekle
  • Su kaynayınca üst tarafa doldur
  • Bitir

Tüm teknonoloji devlerinin kullandığı, dünyaya yön veren algoritmayı bulan kişinin matematik, coğrafya ve astronomi uzmanı “Harezmi” olduğunu biliyor muydunuz?

Harezmi, El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele (Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özet Kitap) ile tüm dünyanın dikkatini çekti ve ilk algoritmaları yazdı. Harezmi’nin adını telaffuz edemedikleri için bugün bu buna algoritma diyoruz, bunu nasıl telaffuz edememişler bilen varsa bir açıklasın lütfen.

Harezmi ile ilgili bir araştırma yapmanızı tavsiye ederim, burada konuyu uzatmayalım.

Google’da arama yaptığımızda çıkan sonuçları algoritma belirliyor ve bizim için en iyi sonucu veriyor, Netflix’te film seçerken önceki deneyimlerimize göre filmlerin küçük resimleri hepimizde farklı görünüyor, Facebook kullanırken mecra kimin paylaşımlarını görmemizi isterse onu görüyoruz, yani algoritmalar bizim için en iyi olanı vermeyi taahhüt ediyor.

Müzik kanalları bize sanatçıları dayatıyor ve kimi dinlememiz gerektiğine bizim adımıza karar veriyordu, istemesek de şarkıyı değiştiremiyorduk. Şimdi Spotify veya Youtube ile ne istersek onu dinliyoruz veya öyle sanıyoruz. Spotify, Bunların hepsini algoritma mı öneriyor, buna bir müdahale var mı pek emin değilim.

ABD’de Trump’ın başkan olması,  İngiltere’nin  Brexit’e “evet” demesi gibi kararları sosyal medya algoritmalarının etkilediği tartışılıyor.

E-ticaret siteleri ve arama motorları ilgilendiğimiz ürünler ile ilgili bize tavsiyelerde bulunuyor, neyi sevdiğimizi, neye karşı koyamayacağımızı neden nefret ettiğimizi bizden bile iyi biliyorlar. Öyle iyi tavsiyeler veriyorlar ki artık bizi onlar yönlendiriyorlar, bir nevi aptallaştırıyorlar.

Ezberinizde şu an kaç telefon numarası var bir düşünün. Yıllar önce onlarca numara ezberimizdeydi, şimdi hepsi telefonda kayıtlı, düşünmüyoruz, düşünmeye gerek yok.

Teknoloji çok hızlı ilerliyor ve ilerledikçe kendi ürünlerinin katili oluyor, eski ürünlerin üzerinden dozer gibi geçiyor. Trendlere uymayan, teknolojiyi takip etmeyenleri bir köşeye atıp işe yaramaz bir hale getiriyor.

Bizim için en mükemmel sonucu ararken mükemmel sandığımız bir sonuç ile kandırılmak kötü olabilir. Karşınızdaki algoritma da olsa mutlaka sorgulamalısınız ve en dipte kalan bilgi kırıntılarına kadar konunuza hakim olmalısınız.

Algoritmalar ile dünyayı daha iyi kontrol etmeye çalışırken kontrolümüzü kaybetmemek dileğiyle…

(Bu yazıda 425 kelime var) #100Gün100Kelime’de 8. gün sona erdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir