İçeriğe geç →

ÖNÜNE BAK: AT GÖZLÜĞÜ İLE DEĞİL AT GÖZÜ İLE

Last updated on 28/05/2021

Bu bir kişisel “geri”şim yazısıdır.

Önüne bak, tam önüne hem de…

Feraset, bu kelimenin kökeni olan feres, “at”tan gelir, bildiğimiz at, hani şu hayvan olan : )

TDK sözlüğünde feraset kelimesi anlayış, seziş, sezgi olarak tanımlanmaktadır.

Atların gözleri diğer hayvanlara göre daha gelişmiştir; görüş alanındaki açının genişliğinden, hareket halinde nesneleri görmeye kadar birçok özelliğiyle at gözleri üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Bu yüzden atlara at gözlüğü takılır, sizin bile göremediğiniz her şeyi görebilirler, hatta oraya bakmasalar bile görebilirler.

Önüne bakarken aynı anda neredeyse tüm çevresini görebilen atlar ürkmesinler ve sahiplerini üzerlerinden atmasınlar diye sahipleri onlara at gözlüğü takarlar, böylece atlar sadece önlerini görürler…

İşte feraset buradan gelir, atlar gibi neredeyse 360 derece görebilmek, karşıya bakarken aynı anda olaya her açıdan bakabilmek.

At gözlüğü metaforuna geri dönecek olursak, hayata 360 derece bakmak önemli fakat başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. FOMO yani gözden kaçırma korkusundan kurtulmamız gerekiyor, diğerlerinin ne yaptığı pek de önemli değil, önemli olan biz ne yapıyoruz.

Ne üretiyoruz, ne anlıyoruz, ne anlatıyoruz? Bugün yine şu iyi, şu kötü diye yorum yaptınız, düşündünüz peki siz ne yaptınız? İletişim teknolojileri sadece gündemi takip etmemize izin veriyormuş izleniminden çıkmamız lazım. At gözlüğünü takıp önümüze odaklanmalıyız, işimize bakmalıyız.

Rakibim beni geçiyor mu? Bana ne!

Maraton koşularında geçilmek de bir taktiktir. Uzun vadeli düşünün, geçilmemek için değil uzun süre yorulmamak ve yıkılmamak için mücadele edin.

Geçenlerde “Ah benim tavşan aklım” isimli bir yazı yazdım, okumak için tıklayabilirsiniz. Bu başlığı tesadüfen gören bir arkadaşım uzun uzun gülmüştü, yazıyı okuyacak mecali olmadı hiç, o kadar uzun şeyler okuyamaz kendisi. Şimdi siz bu yazıyı okuyorsunuz ve sezişinizi güçlendiriyorsunuz.

Hayata at gözlüğü ile bakmayın, at gözü ile bakın.

Bunun için okumak ve anlamak gerekir. Okumayan ve anlamayan insanları çevrenizden tamamen uzaklaştırmayın ki, siz ilerlerken onların toprakta debelenmelerini görüp “işte okumasam böyle olurdu” diye söyleyin kendi kendinize…

Kategori: Yaşam

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.