İçeriğe geç →

DEPLATFORMING

Last updated on 22/05/2021

Bugün dijital diplomasiye ucundan da olsa dokunacağız. Bahsedeceğim konu, farklı isimlerle anılıyor.

De-platforming

Deplatforming

Platformsuzlaştırma

Devre dışı bırakma

Yıllardır hayatımızda olan bu kavram, Amerika Birleşik Devletleri seçimlerinde Trump’ın neredeyse tüm sosyal medya mecralarından engellenmesiyle tekrar karşımıza çıktı. Gündemle ilgili şeyler yazmayı sevmediğimden, o gün not aldığım bu kavramı bugün yazayım dedim.

Twitter, Facebook gibi sosyal medya mecraları insanları hedef gösteren, ayrılıkçı söylemler yayan, ırkçılık yapan ya da “nefret söylemi” kullanan kişilerin ya da grupların hesaplarını önce sınırlandırıyor sonrasında deplatforming (platformsuzlaştırma) prosedürünü devreye sokuyor.

Sınırlandırma nedir diye soracak olursanız, bir hesabın belirli bir süre boyunca paylaşım yapamaması, hesabına girememesi ya da profilinin bir süreliğine askıya alınması diye tanımlayabilirim.

Deplatforming (platformsuzlaştırma) nedir diye soranlara da en kısa şöyle diyebilirim, sosyal medya mecrasının kurallarına uymayan (ya da işine gelince bu bahane sunulan) hesapların kapatılması ve kesinlikle tekrar hesap açmasına izin verilmemesi.

Bu durum sadece platformsuzlaştırılan kişi ya da grubu kapsamıyor, eğer o kişinin adına başka hesaplardan paylaşım yapılırsa, o hesaplar da kapatılıyor. Bu durum özellikle dünya çapındaki terörist grupların korku salan eylemlerinin başarıya ulaşmaması için kullanılıyor ve gayet etkili fakat seçim döneminde yapılması dijital demokrasi ile ilgili tartışmalara neden oldu. Algoritma ve demokrasi başlıklı bir yazı yazmıştım, üstünden 2 yıl geçmiş. O yazımda Trump’ın bir önceki seçimlerindeki veri krizinden bahsetmiştim, şimdi de benzer bir şekilde gidişi algoritmalar ile ilişkili, yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

İşin içinde Trump örneği var fakat ben Trump’ın platformsuzlaştırması yanlıştı ya da doğruydu gibi bir yorumda bulunmuyorum, benim anlatmak istediğim bu platformların istedikleri kişinin sesini bir anda kesebilmeleri. Bu büyük güç demokrasi için de büyük bir tehlike oluşturabilir.

Biraz da siyasetten müziğe kayalım.

İnsanlık tarihine bakarsanız özgürlük sunduğunu, sunacağını iddia eden ne varsa özgürlükleri en çok o kısıtlamıştır. Müzik kanallarına alternatif olarak çıkan müzik uygulamalarından da sanatçılar şikayetçi.

Müzik uygulamalarındaki “keşfet” listelerinde hep aynı isimlerin olduğunu ve onların “pompalandığını” söyleyen sanatçılar bu şikayetlerini açık bir biçimde sosyal medya adreslerinden de paylaşıyorlar.

Big tech isimli yazımı da okumanızı öneririm, buraya tıklayabilirsiniz.

Haydi eyvallah.

Kategori: Sosyal Medya Teknoloji

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.