İçeriğe geç →

AH BENİM TAVŞAN AKLIM: FESTİNA LENTE

Last updated on 25/05/2021

Hakikatin acelesi yoktur dostlar, yalanlar dizayn edilebilir ama hakikat her zaman tektir.

Peki neden birbirimizin üzerine basıyoruz, çiğniyoruz? Neden bu acele, hepimiz gideceğimiz yere varmayacak mıyız? Çoşkuyla gürleyen nehirler de, incecik akıntılar da aynı denize dökülmez mi sonunda?

Hız, her alanda kaliteyi ve estetiği azaltıyor. Ne demişler, ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.

Tavşan hızlı gitti de ne oldu, kaplumbağa geçmedi mi onu yarışta…

Odaklanmayı imkansız hale getirdiği için hata yapma payını artıran hız, insanlığın içini boş bir balon gibi hızla şişirirken ve insanlık hızla büyüdüğünü zannederken, bir yandan da bizi bir iğne ile kolaylıkla patlayacak kadar hassas ve kırılgan hale getiriyor.

Tavşan bu yüzden yarışı kaybetti.

Özdemir Asaf ne diyor: Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek!

Bugün bir akışa katıldığımızı düşünüyoruz. Bu akışta her saniye gelen bilgiler ile güncelliğimizi koruyoruz ve bu hızlı akıştan geri kalmak istemiyoruz, buna FOMO, gözden kaçırma korkusu deniliyor. Biz bugün akışa katılmadık, akışa kapıldık.

Rüzgarda uçan yapraklar bir süre sonra toprağa düşüp toprakla bütünleşiyorlar, peki biz ne yapacağız? Bu dijital ortamda bir toprak bile yok, işi bitince fişi çekilen sanal bir buluttan ibaret…

Yavaşla (Bu Dünyadan Bir Defa Geçeceksin) isimli kitabında Kemal Sayar şöyle diyor:Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Aslında bütün varlığımızla bir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız.

Milan Kundera, Yavaşlık isimli eserinde diyor ki: “Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey hatırlamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.”

Montaigne’nin “Yavaşladıkça Çoğalıyorum” kitabının özü şudur: İnsan üstün olma iddasından vazgeçerse, gerçek yeterliliğe ulaşır.

Sten Nadolny Yavaşlığın Keşfi isimli kitabında “İnsanlar vardır, gitmektedirler. Başkaları ise gelmekte. Çabuk gelen çabuk da geçer, gider. Bir arabanın penceresinden bakmak gibidir, hiçbir şey, hiç kimse kalıcı değildir. Daha fazlasını ben de bilmiyorum.” diyor.

İnsanlar artık kolay sindirmek istiyor, uğraşmak ve zaman harcamak istemiyor, olabildiğince az zahmetli olmalı. Ne olacaksa hemen olmalı ve biz de  bir sonraki aşamaya geçmeliyiz veya yeni bir kapıya gitmeliyiz. Bu yüzden telefondaki bildirim sesi bizi harekete geçiriyor acaba ne oldu, ne gibi bir haber aldık ona göre bir sonraki bölüme geçiyoruz, bir bilgisayar oyunu gibi.

Festina lente “yavaş yavaş acele et” anlamına gelir.

Hayatında ilk defa arabaya binen yerlinin dediği gibi, o kadar hızlı gittik ki ruhumuz geride kaldı. Hız bizi bizden uzaklaştırıyor, kendimize yaklaşmak için yavaşlamamız gerek.

Yavaş hareketi ile ilgili bir yazı yazmıştım, buraya tıklayarak okuyabilirsin.

Yavaşla, yavaşla ki geç üzülesin, insanları ne kadar geç tanırsan o kadar iyi dostum…

Kategori: Yaşam

2 Yorum

  1. NİL GÜREL NİL GÜREL

    Kesinlikle çok doğru. Tebrik ederim. Çok güzel ifade etmişsiniz. Yavaşlarsak olayların arka planını da daha iyi görebiliriz. Farkındalığımız artar. Ayrıca anda kalabilmek bize çok şey kazandırır.

  2. […] Geçenlerde “Ah benim tavşan aklım” isimli bir yazı yazdım, okumak için tıklayabilirsiniz. Bu başlığı tesadüfen gören bir arkadaşım uzun uzun gülmüştü, yazıyı okuyacak mecali olmadı hiç, o kadar uzun şeyler okuyamaz kendisi. Şimdi siz bu yazıyı okuyorsunuz ve sezişinizi güçlendiriyorsunuz. […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.