İçeriğe geç →

YOL HİPNOZU

Bugün konumuz yol hipnozu. Bu duruma beyaz çizgi ateşi ya da otoyol hipnozu (highway hypnosis) diyenler de var.

Yol hipnozu araç süren kişi uyanıkken, beyninin otomatik pilota bağlanması ile ortaya çıkan bir durum. Yol hipnozu ile direksiyon başında uyumak farklı şeyler, yol hipnozunda kişinin gözleri açıktır ve uyumuyordur sadece araç kullandığının farkında değildir. Bu hipnozu hayatın bir çok alanında yaşayabiliriz ama yol hipnozunu diğerlerinden ayıran, daha tehlikeli kılan ve bana bu yazıyı yazdıran şey ölümcül sonuçları olmasıdır.

Beynin otomatik pilotu nedir?

2002 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülen bilim insanı Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme isimli kitabında beynimizde iki farklı sistemin çalıştığını söylüyor. Bir sistem genelde odaklanınca devreye giriyor, diğer sistem ise bir şey düşünmediğimizi zannettiğimiz anlarda…

İşte bu sisteme Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network) deniliyor, bu kavrama kısaca “DMN” diyorlar. Beynimiz çalışırken çeşitli faaliyetler yapıyor ve bu bilim insanları tarafından gözleniyor, peki bir şey düşünmediğimizde beynimiz ne yapıyor?

Cambridge Üniversitesi’nde görev yapan bilim insanları “Varsayılan Mod Ağı”nın sadece arka planda çalışan ve hayal kurmamızı sağlayan bir yer olmadığını ifade ederek bu bölümün aynı zamanda her zaman yaptığımız işleri düşünmeden yapmamızı sağlayan bir bölüm olduğunu ifade ediyorlar. Varsayılan Mod Ağı, beynin otomatik pilotudur diyebiliriz.

Her gün yaptığınız rutin işler varsayılan mod ağı tarafından yürütülüyor.

Örneğin, okula doğru yola çıktınız, her gün gittiğiniz yolda ilerlerken beyniniz otomatik pilot modunda çalışıyor ve ekstra bir odaklanma çabanız olmuyor. Aynı durum yemek yerken de oluyor, yemek yerken düşünüyor musunuz? Hayır, çünkü VMA sizin adınıza görevi yaparken siz bir şey düşünmüyorsunuz, belki de başka bir konuya odaklanıyorsunuz.

Düz yolda giderken bir anda kamyonun altına giren arabaların sürücüleri için genelde “uyuyordu” derler ama bir de yol hipnozu var, unutmamak lazım.

Bu kavram ilk defa 1921 yılında kullanıldı, arabayı süren kişinin bir yere odaklanması ve hipnoz olarak dünya ile ilişkisinin kesilmesi olarak tanımlanıyor. Otoyolların birbirine benzemesi insanların bu duruma düşmesine neden olabiliyor. Yol hipnozu 1929 yılında Walter Mitty tarafından gözü açık uyumak tanımı ile karşımıza çıkmaktadır sonraki yıllarda da sebebi bilinmeyen kazalar yol hipnozuna bağlanmıştır.

Sürekli denize bakarsanız ya da sürekli aynı kelimeyi söylerseniz bir süre sonra baktığınız deniz ya da söylediğiniz kelime size anlamsız gelir. 20 kere dolap demeyi deneyin, bir süre sonra dolap anlamsız gelecek, peki aynı virajı 20 kere dönmek ne yapıyor, işte cevabı yol hipnozunda. İnsanlar ilk defa gördükleri şeye odaklanırlar ama bu sürekli karşılarına çıkarsa varsayılan mod ağına havale ederler : )

Yolu göremeyenler sadece yol hipnozuna uğrayanlar değildir, şunu da unutmamak lazım:

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez…

Bazen yola bakmaktan sıkılırsın yol hipnozu olursun, bazen türküdeki gibi “yol gizli gizli”dir, ömrünü yolu bulmaya adarsın. Her gün yazımı olabildiğince erken yazardım ama bugün Neşet babanın dediği gibi cümle alem uykusunda yatarken yazma fırsatım oldu.

Yarın görüşmek üzere…

Kategori: Psikoloji

2 Yorum

  1. Yakup Yakup

    Dün bir kaç defa siteye girdim yeni yazınızı okumak için her defasında yazınız yoktu taki bu sabah tekrar bakayım dediğimde yazınızı okudum. Aslında hergün yazınızı okumak için sabırsızlanıyorum hangi saatte yazının çıkacak diye günlük sabırsızlanıyorum bu durum hem iyi hem kötü…
    Hani geçen dedinizya okurlarım azalmış diye belkide sabit bir saati yok diye azalmıştır.
    Ben severek okumaya devam edeceğim…

  2. Aydın Kuran Aydın Kuran

    Bazı “yollar ” var, gidip görmek istediğim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir